Sohbet, dini sohbet, chat, bedava

07 Mart 2010
        
— DÜŞÜN YAKAMIZDAN YORGUNUZ  —
 
       Toprak kokuyor saçlarımız yüreğimiz yanık
       Bir ağır sevdalıyız ki yarı aç yarı tok
       Türkülere bulanırız tepeden tırnağa
       Kavrulur dudaklarımız
       Çekilin yolumuzdan
       Düşün yakamızdan yorgunuz.  
      
       Yolları sırtımızda taşırız yılları sırtımızda
       Hasreti en yaman yüzüyle biliriz
       Düşümüzde tırnakları
       Düşümüzde en derin izleri gezdiririz.
      
       Gözyaşımız od’a düşer canımız od’a
       Acı açar saçlarını çözülür gövdemiz olur
      
       Yığrana yığrana dövünürüz döne döne
       Toprağı savururuz külü savururuz
       Tırnaklarımızda kendi etimiz.
 
       Karalar bağlarız kırk gün
       Yas tutarız ömrümüzce
       Sevinç bir derin kuyudur bizde
       Sıkılarız kapatırız ağzını,
       Taş döker çamur sıvarız
       Çöker çöker haykırırız oy kahpe felek.
 
       Eteğimiz daldadır yüzümüze yaşmağımız dalda
       Bükülürüz başımız önümüzde
       Günde yılı yaşarız
       Canımız burnumuzda.
       Kavruluruz güneşte et kokusu
       Kavruluruz ayazda et kokusu
       Bazen yoksul sofrasıyız bazen namus sorgusu
 
       Bir kör karanlıkta yatar kalkarız
       Biz
       Biz olmadan yaşayan kadınlarız…

  

      HosSefa.Net Sohbet Chat Åžiir Sitesi…

chat, sohbet, çet sohbet, bedava Allah Aşkına

07 Mart 2010
 
Gün güneşle tutulur, buluttan kopmaz şafak
Şu üç günlük dünyada, yakışmaz bize nifak
Birkaç metre kefenle, sevecek bizi toprak
Saracaksan sar artık, kırma Allah aşkına.
Tarihler sayfasına, sevdanın muradını
Sanki biz mi yazdırdık, leylaların adını
Zalimlerin vurduğu güvercin kanadını
Kıracaksan kır artık, yorma Allah aşkına
Gönül sevmiş bir kere, bu yolun zor dönüşü
Sevgili bitir artık, hayale gülen düşü
Yollarına sur olsa, kaf dağının yokuşu
Bulacaksan bul artık, sorma Allah aşkına
Şu halime gelde bak, ne dal kaldı ne yaprak
Dudu dilim lal oldu, vuslata gün sayarak
Hasrete yenik düştüm, çağırır kara toprak
Vuracaksan vur artık Allah aşkına..

 

Şaiir.Mehmet Güven

Sohbet, chat, sohpet, mirc, İşbirlikçiye

06 Mart 2010
  
İŞBİRLİKÇİYE
Tenimizi güneş ile kavurduk
Terimizi yarınlara yoğurduk
Evren’ e can verdik harman savurduk
Işığın loş dedik işbirlikçiye.
Rehin almış sürüyle çobanı
Ankara ya gafil takmış kapanı
Emekçiler sevmez yanlış yapanı
Emelin boş dedik işbirlikçiye.
Gül uzattık başı çeken keçiye
Sahip çıktık korsan satan  çerçiye
Zor olanı verdik hep emekçiye
Defol git leş dedik işbirlikçiye.
Bu Bir Mehmet Güven Şiiridir

Sohbet, chat, sohpet, mirc, Onurlu BaÅŸ

06 Mart 2010
 
ONURLU BAÅž
İnsanız insanlardan ayrı yaşanmaz
Bedenler yok olur insanlık ölmez
Sevgiden barıştan koparsak eğer
Ozaman yaşamın gayesi olmaz
Bir gemi düşün  yolcusu yok bomboş
Bir ışık düşün aydınlatmaz karanlıkta loş
Bir doğa düşün
Ormanı yok yeşili yok her tarafı taş
Yaşamak insana mübahsa eğer 
Onurlu olmalıdır
Toplumun karşısına çıkacak baş 
     
Bu Bir Mehmet Güven Şiiridir..

Sohbet, chat, sohpet, mirc, Nefes Nefese

05 Mart 2010
         NEFES NEFESE
 
Uzun bir yola çıkmalıyım
Başımda sevdalı bir bulut
Geçmeliyim uçsuz bucaksız ovalardan
Başı karlı dağları aşmalıyım
Bozkırdaki kara  trenlerle yarışıp
Ulaşmalıyım menzile
Yazdığım şiirleri okumalıyım sana
Sonra gözlerinden akan
Yaşları saymalıyım bir bir
Bir uzun yola çıkmalıyım

 

Gözyaşlarım çiçek açar

04 Mart 2010
Yakar beni kara sevdan
Hazan düşer bağlarıma
Bülbül figan eder güle
Gözyaşlarım çiçek açar
 
Ben seni sevdim seveli
Ne akılem nede deli
Aşkın kalbimde ezeli
Gözyaşlarım çiçek açar
 
Yeşil ovanın düzünü
Bilmedin sevdam özünü
Tutmadın sen hiç sözünü
Gözyaşlarım çiçek açar

Åžiir ve Åžaiir

04 Mart 2010
Acemi bir ÅŸairim ben
Kendimi bulamam şiir kitaplarında
Kelimelerle savaşın ruhuyum da
Acemiysem de sevdiklerimi katıksız seviyorum inançla
Ve yaşamayı sürdürüyorum inatla
Serde şair olmaz  insan iki kelime yazmakla
Bir filme benzememeli ÅŸiir
Esas oğlan esas kızı sevdi kız zengin oğlan fakirdi
Sözün kıssadan hissesi şiir sözün isyanıdır
Şiir duygu aralarına takılan hüzün
Şiir yalnızlıktır,teldir,köktür,ölümdür şiir
Ana karnındaki çocuk,idama giden genç
Üstüne basıp geçtiğimiz kaldırım
Sevgiliye verdiğimiz bir kırmızı güldür
Yani umuttur ÅŸiir
Gecenin gündüzü beklemesidir
Şiir hep sevgi şairse hep acı verir.

Sarı saçlı kız

04 Mart 2010
Sokak satıcılarının sesleriyle uyanıyorum uykudan.Akşamdan kalma bir kahırla yıkayıp yüzümü çıkıyorum sokağa.Bulvarlara akıyor durmadan gözleri ışıksız kadınlar ve bacakları ağdalanmamış acemi kızlar.Aşklarını denizin kıyısında ararlarken yüreklerini çaldırıyorlar…
         Kanat çırparak geçiyor başımın üstünden akşam rüzğarı. Yorgun belleğimde eski acılar,koşar adım dönüyorum evime.Mutlu apartmanında mutsuz insanlarla tozunu alıyorum acının,hüznün,bir de kederin.İmgeler üretiyorum acının madeninden.Anamın siyah beyaz fotoğraflarına bakıyorum.Kar üstünde can vermiş bir serçe gibi duruyor tel çerçevede…
         Kirli ve amansız büyüyor gece.Geceyi elinden tutuyorum,elim alev almış gibi yanıyor.Kentin bacalarından savrulurken hüzün,beynimin çıkmaz sokaklarında giderek artıyor çekiç sesleri.İki baykuş ötüyor iki dalda.Kırmızı bir akrep yüreğimi ısırıyor.Yüreğim iki parçaya ayrılıyor…
         Aralık kapıdan karanlık geliyor.Örtmeliyim,kimsesizliğim duyulmasın.Akan zaman saçlarımı aka boyuyor.Mutsuzum, parasızım, kaçağım,kapılar hep üstüme kapanıyor.Neye uzatsam ellimi dağılıyor.Bütün eşyalarda ölümün sesi…
         Yeni bir şiire başlıyorum gece yarası.İmgeler yaratıyorum bir kaynak suyunun derin oluğundan.Yalnızlığın rahminden çekiyorum dizeleri;bir serçenin donmuş sesinden.Biliyorum onsuz tadı yok dünyanın.Yok artık sevdiğim o sarı saçlı kız;ne olur çok sigara içme diyen.Hani bir zamanlar eli elimde,sımsıcak türküler söyleyen.

Sakın büyüme çocuk

04 Mart 2010
SAKIN BÜYÜME ÇOCUK
Her oyunda yenilen bir çocuktun
Adını koymadığın bir hüzün vardı hep gözlerinde
Tüm çiçeklerin dilini bilirdin
Büyüdün oyunlar büyüdü
Hüzne eş oldu gözlerin
Unuttun dillerini
Soldu renkleri çiçeklerin

Gözlerinden utanıyorum

04 Mart 2010
Gözlerin,elbisen aynı renkteydi.Aşk bakışlarında turuncu.Manolyalar açardı yeşiller arasından,beyazların en korkuncu.Gel..bütün istiridyeler uykuda.Zamanın üstüne perdeleri çek.Aşka susadığını söyle ne olur,severek ürpererek.Utanıyorum gözlerinden,alnımdaki terden utanıyorum.Mevsimler değişik,mesafe uzun.Mevsimlerden utanıyorum…
                                                                          
Ağlamak neye yarar bu yaştan sonra, sevmek neye yarar. Ben acı rüzgarlarla dağınık, senin gözlerinde bahar. Bahardan,rüzgardan utanıyorum. Bir avuç esinti kaldı içimde. Kimi darmadağın,kimisi kırık. Şeftali çiçekleridir dudaklarındaki.Benim dudaklarımda hıçkırık.
Bakma öyle,yeter,çevir başını. Utanıyorum,gözlerinden utanıyorum.