Düş Fiyatına
Binip Kafdağı’dan atıma Yarın daha güzel olacaklar sattım Düş fiyatına… .Sevginin Tarifi
Geceleri gökyüzüne bakamazsın ya hani Ona özleminin artacağını bildiğin için Söyleyemezsin ya ona sevdiğini Kaybetmekten korktuğun için Kelimeler bir birine dolanır ya ağzında Doğru iki kelimeyi bulamadığın için En zoru da kavuşamazsın ya ona Aranızda aşılamayacak engeller olduğu için… .
Atatürk’üm
Atatürk sevdi vatanını
Korudu tüm alayını
Canı pahasına olsun
Bırakmadı vatanını
Cansız vatana can kattı
Kansız vatana kan kattı
Atatürk’ün bilginliği
Bütün düşmanı aştı
Savaştı günler boyunca
Tüm ordularıyla
Mehmet’i Ahmet’i veli’si
Gitti vatan uğruna.
Sevgi Değer İnsanlar
Biliyor musunuz bir umut vardır Kafkas dağlarında kısacık bir umut Biliyor musunuz hayatınızın anlamını Görüyor musunuz saygıdeğer insanları Soruyor musunuz bütün dostları Yüreğinizdeki sevgiyi biliyor musunuz Tek bir dileğim olacak Oda sonsuzda dek yüreğimde sır kalacak Şunu unutmayınız ki Sevgi değer insanlar Hiçbir zaman unutulmayacak… .
Gözyaşımda Sakladım
Kalbi kırılmış bir güvercinin döktüğü Gözyaşlarında sakladım seni Her kanat çırpışında Rüzğarla boğuştuğunda gücü kalmayıp Kendini sonsuzluğa attığında Onunla beraber yok ol diye Ama şunu da bil Bütün güvercinler Aşkı için sonuna kadar savaşır Bütün rüzğarlara göğüs gerer Onları sonsuzluğa itecek tek şey Akıttığı gözyaşıdır Çünkü onlar ağladıklarında Sonsuzluğa adarlar kendilerini. .
Sohbet Odaları Misafiriz Bu Yerde
Misafiriz bu evde bu mekanda bu yerde Bu dünyada misafir gidiciyiz dostlarım Giderken her şey kalır bir şey yoktur elinde Emanet her bir eşya hani geçen yıllarım Misafirken dünyada bilmezsek kıymetini Son nefeste faydasız versen elindekini Dünya ahret arası duymazlar sözlerini Kim götürdü yanında hani dünya zevkini Yaşarken ne verirsen o gidecek seninle Sen ölünce yapılan ulaşmıyor nefsine Huzura ulaşırsın insanlığa sevginle Yaşarken verdiğini ölüm sunar tepsine Misafirliğin bitip elbet bir gün gidersin O an geri dönerek yaşamayı istersin Mümkün olsa dönüşün sen yardımı seçersin Artık geri dönüş yok çaresizden betersin… MEZİYET AK .
Sohbet Odaları Sevdaya Açılsın Penceren
Bırak hüzünlenmeyi
Mavi bir yolculuğa çık gözlerimde
Sevdaya açılsın penceren
Bir dize yaz içinde bahar olsun
Kanat çırpsın gökyüzüne şiirinde kırlangıçlar
Güz güneşi bedeninde
Sevda koksun iğde ağaçları…
Kirpiklerine düşen yağmurların ardından
İzleme artık günbatımını
El değmemiş düşlerimin
Sensizliğinde inlemesin ezik acılarım
Aşkın yüreğime takıldığı yeri bul
Kanatmasın çığlık çığlığa ömrümü yıllar…
Gel hüzünlenmeyi bırak artık
Yüreğimde sonsuz bir yolculuğa çık
Güz güneşim ol lal tadında
Gül pembesi dudaklarına aksın sevdam
Suskunluğunda arayayım seni
Kuşların çığlığında duyayım
Rüzgarın esişinde sesini…
Sohbet Odaları Bu dünyada Bahtı Kara benmiyim?
Bu dünyaya geldim sürmedim sefa Bu dünyada bahtı kara ben miyim Kahpe felek senden çok çektim cefa Bu dünyada bahtı kara ben miyim .
Daima ellere yerindim kaldım
Ne menzile erdim ne murat aldım
Başımı bin türlü belaya sardım
Bu dünyada bahtı kara ben miyim
Herkesin yari var gezer kolkola
Benim yarim yok ki halimi soran
Herkes bezenmiştir yeşile ala
Bu dünyada bahtı kara ben miyim
Zalim felek bana eyledi kastı
Hangi dalı tutsam o dalı kesti
Dostum düşman oldu hep bana küstü
Bu dünyada bahtı kara ben miyim…
Sohbet Odaları Hayat Karşısında Yorgunum Artık
Hayat Karşısında Yorgunum Artık Ve artık sırtıma ağır gelir yaşamak İzini sürüyorum her gece doğmayan güneşlerim Kent kararırken yüreğimde kararıyor Her gün batımında yüreğime yeni bir uçurum ekleniyor Düşlerimde ağlıyorum bir tabutun önünde İçimde bir kuş durmadan bağırıyor Yalnızlığın taşları takılıyor ayaklarıma Görünmez bir el ışığı söndürüyor Ve her gece odama yağmur yağıyor İntihara uyanıyorum her uyanışımda Birden yüreğime binlerce uçurum ekleniyor Sesim kısılıncaya dek bağırmak istiyorum Hayat karşısında yorgunum artık Ve artık sırtıma ağır geliyor yaşamak… .
Sohbet Odaları Yalnız Adam
Yalnızlığın yüzüne döndürüyorum yüzümü Tarikatlara derviş oluyorum Nefesime bir ayna satın alıyorum sırat köprüsünden Ayaklarıma bir boyunduruk Tanrının gizli köşelerini yokluyorum Bakıyorum her dokunuşunda ben varım Bakıyorum her uykusuzluk bir mahpus Şafak yangınına çıra oluyorum… Hücremde tufanlar yaratıyorum akşamları Ellerimi bir sürahi gibi dayıyorum alnıma Körpe umutlar yaratıyorum kanımdan Kıyılarıma açıyorum süt beyaz yelkenlerimi Üstelik mavisiz duramam biliyorum Kuytu köşelere bırakıyorum yeşermeye göçebe tohumu Kitapsız bir ozanım bitimsiz acılar sarıyorum… Her gece yalnız demliyorum çayımı Geceyi bırakıyorum dipsiz karanlıklara Kendime bir avuç ışık almıyorum Bir tutam hüzün çiziyorum duvarlara Her gece yetim kalıyorum ıssız yollarda Mendilimin ucuna bir iz bırakıyorum Bileğimden kan döküyorum üstüme Uzak dostlara selam gönderiyorum Bozulmaz bir güncenin yaprakları gibi Kederden derviş kanatlarımı çırpıyorum… Aklımla duyularımı yan yana koyuyorum Dingin imgeler damıtıyorum suskunluğumdan Pırıl pırıl gündüzler yaratıyorum dilsiz sular Ölümden kayalar koyuyorum önüme Elleri zehir zıkkım bağlar Güneşi akıtıyorum mor ovalara Köşesine çekilmiş akıllı bir deliyim Usturayla kazıyorum günahlarımı… Ağrılar kuşatsın diye gözlerimi geceden hazırlıyorum Bir öfkenin sözleri zorluyor içimi Yatağa yattıkça azgın bir sel oluyor gövdem Gündüzden kalma hüzünlerle yarım uykulara varıyorum Kitapsız bir ozanım ben yazılarıma imza atmıyorum Hepsini size bırakıyorum ey insanlar Kendime bir şey almıyorum… .



