Bilgisayarın çocuklara zararı var mı?
Bilgisayar hayatımızdaki en değerli bir şeylerdenbir tanesi şu anda insanların vaz geçemediği şeylerden bir tanesi çok yönlü kullanıyorlar.çocuklar içinde doğru kullanıldığında çok işe yarar olduğunu görebiliyorsunuz ama belli kurallar içersinde bunu yapmak gerekiyor ama uzun zaman karşısında zaman geçirmek hem nerolojik anlamda çocugun ekranda aldığı
Uyaranlardan açısından sorun yaratabiliyor radyosyon almasına sebeb olabiliyor.. Hemde çocuğu pasafise ediyor..çocuklarımızı tek başına bilgisayar başında bırakmak Çok çok tehlikeli olabiliyor dikkat sorunlarına yol açıyor..karşılıklı iletişimde rölünüz değişiyor..3 yaş gibi çocuklarımızın 20 dakikayı aşmayacak şekilde ama 2 yaşındaki bir çocuğun dikkat süresi 10 dakika ile başlar yaşla birlikte bu süre 20 dakikaya kadar ulaşabilir. Ama siz onu baş başa bırakırsanız bir ilkögretim çocugu 10 saat hiç kalkmadan bilgisayarin başında oturabilir burada anlatmak istediklerimiz çocuklarımızı uzun süre ve tek başına bilgisayarın başında oturtturmamaktır.Chat, sohbet, Kadın Nedir
KADIN Nedir kadın? Bir ay ışığı olabilir mi kadın? Yoksa ay ışığının yere düşen hüznü müdür kadın? Yoksa kadın, çözülemeyen bir giz yumağı mıdır? “ Soframızdaki yeri öküzümüzden sonra “ gelene denmesin kadın? Nedir kadın? Estetiğe konu olan Nü’müdür yoksa kadın? Fabrikada on iki saat çalışan bir emekçiğe denemez mi kadın? Sokaklarda başka özgürlükleri unutup ta cinsel özgürlük isteyen olamaz mı kadın? Yoksa kadın saçı uzun, aklı kısa diye tabir edilen olmasın? Nedir kadın Hurafelere bulanmış eşinden üç adım geride yürüyen birine denemez mi kadın? Sizce ülkesinin bağımsızlığı için vuruşan bir militan olamaz mı kadın? Peki nedir kadın Kadının günümüzde bir meta olduğunu düşündünüz mü hiç? Barış olabilir mi sizce kadın? Nedir kadın? Tan ağarmadan tarlada çalışan bir ırgat olabilir mi kadın? Ya da çileli bir ana olarak düşündünüz mü kadını? Bir yoldaş olamaz mı kadın? Faşizme karşı direnen bir Tanya olarak hiç düşündünüz mü kadını? Nedir kadın?…mIRC indir
HosSefa.Net Sohbet mirc indir…
Sanal Sohbet – Gülümse
Hadi gülümse bulutlar gitsin İşçiler iyi çalışsın, gülümse Yoksa ben nasıl yenilenirim Belki şehre bir film gelir Bir güzel orman olur yazılarda İklim değişir, Akdeniz olur, gülümse Sazlarım vardı, ırmaklarım vardı çok Çakıl taşlarım vardı benim Ama sen başkasın anlıyor musun? Tut ki karnım acıktı, anneme küstüm Tüm şehir bana küskün Bir kedim bile yok anlıyor musun ? İklim değişir, Akdeniz olur,gülümse. Kemal BURKAYcet sohpet – Düşlerin atlarıyla atılıp bulalım onu
Düşlerin atlarıyla atılıp bulalım onu Yüreğimiz mızrakların ucunda çırpınırken Onsuz şiirlerin dilsiz kaldığını söyleyelim Bizi hiç beklemezken şaşırtalım ayı günü Otobüsler çalışmasın, trenler uçaklar kalkmasın Bilgisayar ağları kopsun zamandan Ben toprağa aşkla basan yeni bahçıvan Bütün tanrıların otağında yaşayan “Gülşene gidelim” Yorgunluk nedir bilmesin kalplerimiz Ürperirken seher aydınlığı gözlerinde Güneş filizlere deymeden daha Her yaprağın bir dil olduğunu anımsatalım Sabredelim dökülsün dudaklarından aşkın gizli sözü Çiçekler ve çimenler uyanmadan onu bulalım Kardeş göklerden barışlar derleyip “Gülşene gidelim” Sular uyusun o saat güller esnesin Taç yapraklarında çiğler uçmadan Bülbüllerin şarkısını söylediği aşkların Filmleri çevrilmeden daha dizileri yapılmadan Arılar eşit kuşlar sevgili güller çalışkan orda Bütün aşklar birleşsin Yolları çetin “Gülşene gidelim” O sarsın çiçekleriyle uykumuzu Denizlerde sarhoş gemiler palamar çözsün Yarın birlikte bir yolculuğa çıkacakmış gibi Yol çantamıza okul dönüşü Annesini evde bulan bir çocuğun sevincini koyalım Birde parmakları ince derisi yorgun küçük ellerini Bir kitap gibi koynumuza sokarak “ Gülşene gidelim” Bu şiir bitmeden imgeler imgeleri yemeden Sözcükler üşüşmeden başımıza İsterse gece göçsün çeteler yolumuzu kessin Ay batmadan sürelim tarlalarını umudun Hiçbir çığlık aşkın sesini bastıramasın Sokaklar bizi dinlesin balkonlar yeşersin Hazırlan ey kalbim o nerededir adresini bilelim Dünyaya yeni gelmiş bir şarkı gibi “Gülşene gidelim” HİDAYET KARAKUŞsohpet siteleri – çocuk olsaydık
Sığırcık sürüleri gibi yayılırdık ovalara Her sabah alaca karanlıkta Kara sarı yanaklarıyla çocuklar Çoğu gebe taze gelinler Yetişkinler yaşlılar gençler Hiç birimiz doyamadan uykuya Trohomlu gözlerimizi bir türlü açamazdık Yalnızca deve dikeni delerdi ve çok acıtırdı Derisi iyice kalınlaşmış ayak tabanlarımızı En çokta deve dikenine basmaktan korkardık Güneş doğmadan önce sıcak olmazdı toprak Serin serin okşardı toz ayaklarımızı Kimse konuşmazdı sabahları İşitilen tek sesti pamuk tarlalarının hışırtılı sesleri Ak köpüklü ağızlarıyla Beş sivri dişli canavarlar pamuk kozaları Kanatırlar gün boyu doyumsuz iştahlarıyla Ellerdeki hiç kapanmayan yaraları Çoğu zaman adam yerine konmazdık Çocuktuk ama kendini adam sayanların Yaptığı her işi yapardık Dileyen yiğit dilediği gibi yiyordu yoğurdunu Yoksulluğu yaşıyorduk hiç sızlanmadan sonuna kadar Sanki yaşam ölümlerle besleniyordu Gözümüzün menzili kadardı dünyamız Hiç yadırgamazdık dün birlikte yakaladığımız Akreple oynarken arkadaşımızın ani ölümünü Çürüyen ayak tırnağının düşüşü kadar Doğaldı ihtiyar birinin ölümü Bir çocuğun ölümü ise Cenazesine gidilmeyecek kadar önemsizdi Yürekler kan içinde de olsa dışa vurulmazdı acılar Dahası ayıplanırdı fazla çırpınıp ağlayanlar Bir gül yaprağı üzerindeki Bir çığ tanesiydi tazecik canlar Su damlaları gibi emiyordu küçük bedenleri topraklar Ama yinede barışıktık yaşamla Aldatmayı bilmezdik Yarın sıranın bize geleceğinden de korkmazdık Şimdi yine çocuk olsaydık…geyik muhabbeti – Sar sinene beni yarim
Kahverengi gözün senin
Sar sinene beni yârim
Benzer aya yüzün senin
Sar sinene beni yarim.
Gurbet ilde hayat yoktur
Hasret kalbe batan oktur
Benim sana sevgim çoktur
Sar sinene beni yârim.
Yadellerde değerim yok
Nicesin sen haberim yok
Barınacak bir yerim yok
Sar sinene beni yârim
Kışa ersem kar istemem
Bahçe olsam nar istemem
Senden başka yar istemem
Sar sinene beni yârim.
— GELİN —
Ellerin emek yorgunu
Gözlerin deniz vurgunu
Silmeden elin ununu
Geldin salını salını
Kuru dalda çiçekmiydin
Acıyı içecekmiydin
Bir düşmüydün gerçekmiydin,
Sabrın gelini gelini
Yıllarca yaslar bağladın
Çok üzüldün hep ağladın
Sevinçler vardı bilmedin
Çektin elini elini
Bahtı kara bir gelindin
Bilmem nereden gelirdin
Bir tükenmez hasretimdin
Ara yolunu yolunu
— AŞK —
Aşk insanı deli eder
Aşktan büyük bir şey yoktur
Aşk insanı veli eder
Aşktan büyük bir şey yoktur.
Aşktır insanı coşturan
Aşktır insanı pişiren
Aştır insanı taşıran
Aşktan büyük bir şey yoktur.
Aşk insani bir çiledir
Aşk insana bir yaradır
Aşk insana bir belâdır
Aşktan büyük bir şey yoktur.
türkçe chat – Gözleriniz
GÖZLERİNİZ
Nasıl bakıyor sizin gözleriniz. Kilitli bir kapı gibi mi hiç ışık sızdırmadan. Karanlık ve kapalı mı? Hiç merak ettiniz mi nasıl bakıyor sizin gözleriniz. Oğlu kaybolmuş bir anneyi gördüğünüzde nasıl bakıyor. Ya kocasını arayan bir kadının kederli gözlerine nasıl bakıyor gözleriniz. Ağaçlara nasıl bakıyor, denize, bulutlara, çiçeklere, martılara, çocuklarınıza nasıl bakıyor gözleriniz. Gözleriniz nasıl bakıyor hiç merak ettiniz mi, kilitli bir kapı gibi mi hiç ışık sızdırmayan. Korkuyla mı, elemle mi, çaresizlikle mi? Nasıl bakıyor gözleriniz. Size yalan söyleyene nasıl bakıyorsunuz. Sizi korkutanlara, size saldıranlara, cellâtlara nasıl bakıyor gözleriniz. Uçurtmalara, sandallara, paytonlara, havai fişeklere, otobüslere, arabalar, denize nasıl bakıyor gözleriniz, ovalara nasıl bakıyor. Çöplükten ekmek toplayan bebelere, banka kapılarında sıra bekleyen yaşlılara, sahipsiz hastalara, bir mahkûm arabasının dar ve demirli penceresinden el sallayan genç kızlara. Gözleriniz nasıl bakıyor hiç merak ettiniz mi, baktınız mı kendi gözlerinizle. Kilitli bir kapı gibi mi hiç ışık sızdırmayan. Çıplak kadınlara nasıl bakıyor gözleriniz, sevişenlere nasıl bakıyor öpüşenlere. Boğulmuş bedenlere nasıl bakıyor. Parlak kravatlara, şık tayyörlere, rüzgârlı eşarplara nasıl bakıyor. Nasıl bakıyor gözleriniz, gözlerinize hiç baktınız mı? Ne var sizin gözlerinizde; elem mi, keder mi, çaresizlik mi, korku mu, sevinç mi, ümit mi, bezginlik mi. Kilitli bir kapı mı yoksa. Şehir ışıklarına nasıl bakıyor gözleriniz. Bulutlara, doğan güne, akşam kızıllığına, silâhlara nasıl bakıyor gözleriniz. Üstünüze tutulan silâhlara, kelepçelere, hapishanelere, darağaçlarına, sokak çocuklarına, hakkımı istiyorum diye bağıran o ihtiyara. Yalnız değilsin kızım diye hapishaneye giden kızın ardından hıçkıran anaya. Nerde benim kocam diyen yaşlı kadına. Sizi korkutan eğer varsa nasıl bakıyor gözleriniz. Dünyaya, hayata, dostlara ve düşmanlara nasıl bakıyor sizin gözleriniz. Kilitli bir kapı gibi mi hiç ışık sızdırmayan. Gözleriniz bir aynada gözlerinize değdiğinde nasıl bakıyor. Utançla mı, ıstırapla mı, korkuyla mı, sizin gözleriniz nasıl bakıyor hiç merak ettiniz mi, nasıl bakıyor o gözleriniz şu yaşadığınız hayata.Sohbet Odaları – Hayatın esası Barıştır
Avignonlu kadınlar”, adlı tablosuyla adını modern sanatın tarihine altın harflerle yazdıran Picasso, kendini asıl “Guesnica”’da bulacaktır. Çünkü “Guesnica” bir sanatçının ülkesine ağıdıdır: Acıyan bedenin bir protestosudur.Burada acıyan beden, Picasso’nun 1937’de Bask Bölge’sindeki Guesnica kentinin General Franko yanlısı Alman bombardıman uçakları tarafından yerle bir edildiğini öğrenirken çektiği acıları dillendirir. Faşizm milyonlarca insanı amansızca katlederken, Guesnica bu katledilişten nasibini alan kentlerden yalnızca biridir. En yüce değerin insan mutluluğu olduğuna inanan Picasso, yüzlerce masum insanın katledilişinin renklerini, yani faşizmin renklerini “Guesnico”ya yansıtmıştır.Picasso, bir sergisi sırasında kendisine,”bu resmi siz mi yaptınız” diye soran bir Alman generaline, şu karşılığı verir:”Hayır siz yaptınız.”Thomas Monn’dan 43 yıl sonra 1972’de Almanya’ya 2. Nobel ödülünü taşıyan Heins Böll çağımızın en ünlü yazarlarından birisiydi. Dünyanın dört bir yanına adını duyurmuş, çağının edebiyatına damgasını vurabilmiş ünlü bir yazar olmasının yanı sıra, ilk gençlik günlerinden ölümüne dek 67 yıllık yaşamı boyunca barışı savunmuş, çağın insan sorunlarına, toplumsal sorunlara karşı kişisel olarak da tüm gücüyle tavır almış ve mücadele etmiş pek çok aydın, gerçek bir demokrattı. Daha yirmi yaşlarındaydı ki yüreğinde Nazilere karşı düşüncelerinin nedeni sorulduğunda, son derece basitçe açıklıyordu:” Elbiselerini, yürüyüşlerini sevmiyorum, çirkinler, iğrençler…” Ve ömrü boyunca derinleştirdiği bu duygusuyla, gerek ürünlerinde gerekse kişiliğiyle faşizme karşı nefreti temsil etti…Avusturyalı yazar Stefan Zweig, Gestapo evlerini basınca ülkesini terk etmiş, sonrasında yaşadıklarına ve gördüklerine ancak sekiz yıl tahammül edebilmişti. Rio da Jenaiso’da, şu karnavallar kentinde, yerle bir olan Avrupa’nın verdiği kederle, karısıyla birlikte intihar etmişti. İntihar genelde bir cezalandırma şeklidir. İhtimal Zweip’da kendini yok ederken, Avrupa’yı İtalya ve Almanya’da birer faşist diktatör yaratan Avrupalıları cezalandırıyordu. Hayatı doğrulamak adına, ölümü göze alıyordu. Çünkü hayatın esası barıştı…
Mynet Sohbet Odaları
HosSefa.Net -Sohbet,Chat -sunucusu: Hoş geldiniz.odalarımıza girmek için rumuzunuzu yazın..Sitemizin Size Sundugu imkanlarından Biri olan online olarak Dunyanın heryeri ile Sohbet etme imkanından yararlanmak için doldurmanız gereken Rumuz (Takma iSim) ve VarSa Şifrenizi girmektir.Unutmayın HosSefa.Net’in Mynet Sohbet ve diger benzer Bütün Hizmetleri sunucumuzda ücretSizdir.
HosSefa.Net Kurucusu olarak amacımız .Siz kullanıcılarımızın web uzerinde Sörf yaparken en iyi şekilde vaktinizi gecirmenizi sağlamaya çalışmak ve iStediginiz Her turlu içeriği Sitemiz içerisinde Barındırmaktır.
Sohbet SunucuSu olarakta Dünyanın en kalabalık Sunucusunu elde etmek değil ; en kalitelisini elde etmeye çalışmaktır.Bunun içinde gerek biz kurucular gerekse Sohbet Sunucumuzun güvenligini ve Sohbet Odaları düzenlerini saglayan Operatör arkadaslarımızla Siz degerli kullanıcılarımızın Hizmetindeyiz.




